Uzun süre araştırma yapıp, gezdiğimiz ülkeleri “alıcı gözüyle” değerlendirip, çeşitli ülkelerdeki kariyer sitelerinin e-mail bültenlerine üye olup, birkaç ay Goethe’de Almanca kursuna gittikten sonra, son birkaç yıldır aklımızda olan Almanya’ya taşınma düşüncemizden vazgeçtik ve Macaristan’a taşınmaya karar verdik. Bugünlerde taşınmamızın üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçti ve hem deneyimlerimizi paylaşabilecek kıvama geldik, hem de bu konuda sorulan bazı soruların cevaplarını derli toplu yayınlayalım istedik.
Neden Yurt Dışına Taşınmak İstedik?
Bu sorunun cevabı bizim için biraz da “Neden İstanbul’dan kaçmak istedik?” sorusunun içinde gizli aslında… İstanbul’da yaşamanın bizim için hiç keyfi kalmamıştı; iş için birimiz günde 3 saatten fazla, birimiz tüm gün trafikte kalıyorduk (taksicilik değil satış-pazarlama yapıyordum :)). Hafta sonu her yer çok kalabalık olduğu için ya evden dışarı çıkmıyorduk, ya da sürekli şehir dışına kaçıyorduk. Hayat tarzı haline getirmek istediğimiz bisikleti kullanmak için bisiklet yollarında onlarca engeli aşmamız gerekiyordu. Doğaya kavuşmak için saatlerce yol tepmemiz gerekiyordu. Her gün yollarda, toplu taşımada kavgalar görmekten bıkmıştık. Sıra bekleyebilmek, teşekkür etmek, özür dilemek gibi basit insani gerekliliklerin yerine getirilebildiği bir yerde yaşamaya iyice hasret kalmıştık. Hayattan beklentilerimizi düşürmüş, daha minimalist bir hayat hayali kurmaya başlamıştık. Hedeflerimiz daha çok maaş, daha büyük araba, daha güzel ev değil; daha fazla doğada geçirilen zaman, daha sakin bir hayat, daha çok kendimize ayırdığımız iş dışı vakit şeklindeydi. Az insanın yaşadığı, küçük ve Avrupa’nın ortasında bulunan bir ülke bu beklentilerimize fazlasıyla yetecekti. Ama eğer bir aksilik yaşasaydık ve yurt dışına taşınamasaydık da İstanbul’dan ayrılmayı artık kafamıza koymuştuk.

Neden Macaristan?
Avrupa’da çok daha “Avrupai”, sosyal ve ekonomik imkanları fazla olan bir ülkeye taşınmak varken bizi Macaristan’a yönlendiren neydi? Bu sorunun cevabı kısaca “tuzumuzun kuru” olması diyebiliriz. Annemin Macar olması sebebi ile, doğar doğmaz Macar vatandaşlığına ve dolayısıyla 2005’ten itibaren de Avrupa Birliği pasaportuna sahip oldum. Çocukken her yaz tatile geldiğim, üniversite yıllarında 2 yaz staj yaptığım Macaristan’da, hayatımın kısa bir döneminde de olsa yaşamak her zaman hayalimdi. En büyük şansım ise Uğur’un da Macaristan’ı diğer pek çok Avrupa ülkesinden daha sempatik, rahat ve yaşanılır bulması oldu. Ülkenin vatandaşı olmanın kolaylığı ile, herhangi bir oturma/çalışma iznine ihtiyacım olmadan, iş bulur bulmaz yerleşme şansımız oldu. Uğur ise benimle beraber normal turist vizesi ile geldi ve vize süresi bitmeden oturma iznine başvurarak yaklaşık 2,5 ay içerisinde cevap aldık. Oturma izni sürecini aşağıda daha detaylı anlatacağız.
İşi-Gücü Nasıl Ayarladık?
Çocukluğumdan beri neredeyse her yaz Macaristan’a akraba ziyaretleri için gelirdik. Sonrasında üniversite yıllarımda kendi başıma gezmeye başladığım ve gezmeyi ne kadar çok sevdiğimi fark ettiğim zaman, sürekli araştırarak ve imkanlarımı zorlayarak elimden geldiğince yurt dışındaki staj ve kurs gibi çeşitli programlara katıldım. Katıldığım bu programlar ya ücretsiz, ya burslu hatta maaşlı idi. İlk maaşımı da Macaristan’da staj yaparken almıştım. Bu etkinlikler sırasında dünyanın çok farklı köşelerinden insanlarla tanıştım, onlarla aynı yurtta kaldım, ülkelerimizi temsil ettiğimiz kültürel etkinliklerde beraber yemek pişirdik, şarkı söyledik. Üniversiteyi bitirdikten sonra geçen 8 yıllık sürede burada kazandığım dostlukları sürdürdüm ve kimi zaman ben arkadaşlarımı ziyarete ülkelerine gittim, kimi zaman da onlara İstanbul’u gezdirdim…
Macaristan’a taşınmaya karar verdiğimiz anda, birkaç Macar arkadaşıma iş aradığımı yazdım. Budapeşte’de staj yaparken tanıştığım, ancak epeydir görüşmediğim bir arkadaşımın kendi mimarlık ofisini kurduğunu ve birlikte çalışacak birini aradığını da o sırada (başka bir ortak arkadaşımızdan) öğrendim. Yani gözümde biraz da büyüyen bir iş arama süreci, skype görüşmeleri, gitme-gelme durumları olmasına gerek kalmadı; hatta tahminimden çok daha kısa süre içerisinde iş bulduğum için arkadaşıma “Şimdi hemen gelemeyiz, işten çıkmak ve ev/eşya durumlarını ayarlamak için birkaç aya ihtiyacımız var” demek zorunda kaldım. Görüşmemizin üzerinden 4 ay geçtikten sonra Macaristan’da işe başladım. Uğur’un ise fotoğrafçı olarak çalıştığı büyük proje o sırada tamamlanmıştı ve çalışmalarına serbest mimari fotoğrafçı olarak devam ediyordu. Macaristan’a taşındıktan sonra iş araması için öncelikle oturma/çalışma iznine ihtiyacı vardı…
Macaristan’da İş Aramak
Macaristan’da veya herhangi bir ülkede iş aramayı düşünüyorsanız, öncelikle Linkedin profilinizi İngilizce (veya mümkünse gitmeyi istediğiniz ülkenin dilinde) hazırlamalısınız ve güncel tutmalısınız. Yukarıda anlattığım kolayca iş bulma sürecimden sonra, taşınmamızın tam da 1. yılını doldurduğumuz sıralarda, Linkedin’de iki farklı kişiden aynı iş için teklif aldım (birisi kariyer firması, birisi ise şirketin kendi insan kaynakları departmanı idi). Aklımda iş değiştirmek olmamasına rağmen görüşmelere gittim ve anlaşmaya vardık. 🙂 Bir başka arkadaşım ise yıllar önce canının sıkıldığı bir gece vakti Linkedin’den “öylesine” iş başvuruları yapmış ve Paris’teki bir firmadan kabul almıştı, Fransa’ya taşınıverdi. Yani sözün özü, Linkedin gerçekten oldukça etkili bir ortam…
Sosyal medyanın etkisini de iş arama sürecinizde göz ardı etmeyin; Facebook’taki expat gruplarına, iş bulma sayfalarına üye olun ve ilanlarını takip edin.
Bunlar haricinde, Macaristan’da iş ararken bakabileceğiniz kariyer sitelerinden bazıları şunlar: www.profession.hu, www.jobinfo.hu, www.monster.hu, hu.jooble.org, www.workania.hu, www.jobmonitor.hu
Macaristan’da Oturum İzni Almak
Başta gözümüzü biraz korkutan oturma izni süreci, aslında bizim için çok kolay oldu diyebiliriz. Avrupa Birliği vatandaşı eşi için yapılan başvuruda, evliliğin gerçekliğine ve yeterli maddi kaynağa sahip olunup olunmadığına (yani AB vatandaşı olan eşin iş sözleşmesine) bakılıyor. Benim açımdan iş bulmak daha kolay olduğu için mesleğim olan mimarlık alanında bir ofiste, arkadaşımla beraber çalışmaya başladım. Uğur’un oturma izni başvurusunda benim iş sözleşmem, Macaristan’da ikimizin adına açtırdığımız ortak banka hesabı ve hesap dökümü (zannedileceği üzere hesapta yüklü bir miktar bulunmuyordu maalesef:)), evlilik cüzdanımız ve henüz Türkiye’de yaşarken Macar Konsolosluğu’na başvurup 6 ay bekleyerek aldığımız Macaristan’a evliliğimizi bildirir belge, 1 yıllık sağlık sigortası gibi dokümanlar hazırladık. 70 gün olan cevap süresinin son günlerine doğru bir akşam üzeri eve iki görevli gelerek mülakat yaptılar. Uğur’la yapılması gereken mülakat bile, Macarca daha kolay olacağı için benimle yapıldı. Evin her yerini seyahatlerimizde beraber çekilmiş fotoğraflarımızla donatmış, evlilik albümümüzü kitaplığın en görünür noktasına yerleştirmiştim, pek bakmadılar. Yalnızca Uğur’un giysi dolabına ve ayakkabılıktaki ayakkabılara bakıp fotoğrafını çektiler. Dolaptaki dağınıklığı yeterince inandırıcı bulmuş olacaklar ki, Macaristan’daki Türk arkadaşlardan duyduğumuz gibi bizi ofise çağırıp ayrı ayrı sorgulamadılar. Yani yabancılar şubesinde bize söylenen süre olan 70 günün sonunda, 5 yıllık oturum iznini sorunsuz aldık. (Eş durumundan olmayan oturma izinleri ise genelde 1 veya 2 yıllık veriliyor.)
Bu arada Macar vatandaşı olmama rağmen, daha önce burada staj haricinde çalışmadığım ve uzun süre yaşamadığım için benim de işe giriş belgelerimi toparlamam çok kolay olmadı. Sağlık sigortası kaydı, vergi numarası, adres kartı gibi belgeler için birkaç gün koşturduk. İşe giriş sözleşmesi için sağlık sigorta numaram istendi; fakat iş sözleşmesi olmadan sigorta numarası verilemedi, gibi saçma ve karışık durumlar da yaşadık. Tüm süreçte tek avantajımız, o sırada resmi işlemlerde gerekli terimlerde biraz zorlansam da, Macarca bilmem oldu…

Yurt Dışına Eşya Taşıma Konusu
Taşınmaya karar verdiğimiz sırada 1,5 yıllık tazecik evliler olarak mis gibi yepyeni beyaz eşyalarımız, mobilyalarımız, hediye gelen ve bazıları paketinden bile çıkmamış bardak-tabak setlerimiz filan vardı… Ancak son zamanlarda yaptığımız sırt çantalı, kamplı, trekkingli seyahatlerde az eşya ile ne kadar rahat ettiğimizi fark etmiştik. Bir de herkesin başına geldiği üzere, ne kadar çok ve gereksiz eşyamız olduğunu ev toplama sürecinde iyice fark ettik. Kutulama sırasında 3 kategori yaptık: satılacaklar, götürülecekler ve depoya koyulup daha sonra fırsat olunca götürülecekler… Mobilya ve beyaz eşyaları götürsek mi, nasıl götürsek derken hem Macaristan’da evlerin genelde eşyalı kiralandığını öğrendik, hem de eşyalarımızı kendi aracımızla (babamın transporter aracı ile) götüreceğimiz için çoğunu Türkiye’de bırakmaya karar verdik. Her şeyimizi götürmeyeceğimize karar vermiş olduğumuz ve taşıma ücretine değmeyeceğini düşündüğümüz için nakliyat firmaları ile görüşmedik. Zaten kiralayacağımız ev belli olunca yalnızca buzdolabına ve yatağa ihtiyacımız olacağı ortaya çıktı. Bunlar haricinde götürmek istediğimiz tüm eşyaları, giysileri, kitapları kutulayıp, kutuların üzerine hangisinde ne olduğunu yazdık.
İnternet üzerinden yaptığımız araştırmalarda, yurt dışından Türkiye’ye eşya getirme (kesin dönüş yapanlar için vs.) ile ilgili bilgi bulunabilmesine rağmen, Türkiye’den çıkaracağımız eşyalarımız için gümrüklerde nasıl bir tutumla karşılaşacağımızla ilgili ipucu bile bulamadık. Epey araştırdıktan sonra, kendimizi en son bir gümrük firmasında, bize zaman ayırmayı kabul eden sevimli bir abi ile karşılıklı çay içerken bulduk. Sorularımıza çok şaşırmasına ve bireysel taşıma işlerinde pek fikri olmamasına rağmen yardımcı olmaya çalıştı, sağolsun. Bu abimizin söylediklerini Kapıkule sınır kapısını da arayarak teyit ettik. Sonuç: kullanılmış kişisel eşyalar, satılmayacağı ve ticari amaçla götürülmediği belli olduğu sürece, gümrüklerde problem yaratmıyor. Yani örneğin bilgisayarınızı kutusuna koyup götürecekseniz bile, kutusu çok yeni gibi durmasa iyi olur. 🙂 Ayrıca, götüreceğimiz kutuların üzerine neyin ne olduğunu yazmak da çok işimize yaradı. Türkiye’den çıkışta, Bulgaristan sınırında ağzına kadar dolu olan Fiat Ducato’yu “boşaltın” dediler. Önceden aramızda konuşmuş olduğumuz üzere, hiç panik yapmadan, “ay eyvah, aman indirmesek, çok zor” filan demeden başladık kutuları araçtan boşaltmaya. Aracın en arkasındaki tek sıra kutu boşalınca yanımıza gelen gümrük memuru kutuları işaret edip “bunda ne var, şunda ne var” diye sormaya başladı. Kutuların üzerinde yazanı söylüyoruz, kutuyu açıyor içinden dediğimiz şeyler çıkıyor. 3-4 kutu açtırdıktan sonra ikna oldu, tamam geri koyun dedi. İşlemler tamamlandı, biz araca bindik, ancak bariyer açılmadı. Kafasını sağ ön camdan içeri sokup kollarını kapıya yaslayan memur (AB’nin sınırlara yerleştirdiği kameraların görmeyeceği şekilde) çorba parası avucunun içine kıstırıldıktan sonra geçmemize izin verdi. Diğer sınırlarda herhangi bir sorun yaşamadık, kutuları indirin diyen de olmadı…
Macaristan’da Ev Kiralamak
Taşınma sürecimizin pek çok evresinde olduğu üzere, ev arama sırasında da oldukça şanslıydık. Macaristan’a eşyalarımızı taşımadan 2 hafta kadar önce birkaç günlüğüne Budapeşte’ye gelip ev bakmayı planlıyorduk. O sırada Macar Kültür Merkezi’nden yıllardır tanıdığım arkadaşlarımın yardımı ile, İstanbul’daki Macar Konsolosluğu’ndan bir çalışanın kiralık evi olduğunu öğrendik. Budapeşte’ye gidip bu eve baktıktan sonra kararımızı vermiş olsak da, birkaç emlakçı ile daha görüştük. Ancak sonuçta kira sözleşmemizi İstanbul’da yaşayan Macar ev sahibimiz ile, İstanbul’da yaptık.
Ev arama sürecinin Macaristan’da yabancılar için biraz zor olduğunu söyleyebiliriz. İngilizce konuşma oranı düşük ve yabancıya söylenen fiyatlar daha yüksek. Bizim için en önemli şey ise kedilerimizi de kabul edecek bir ev olmasıydı; çünkü emlak sitelerinde bulunan kiralık ev ilanlarının %90 kadarında “evcil hayvan kabul edilmediği” belirtiliyor (halbuki Macarlarda çok fazla kedi-köpek evcil hayvan var). Hatta bazı ilanlarda çocuklu aile dahi istenmediği belirtilebiliyor.
Macaristan’da ev aramak için bakabileceğiniz en popüler web sayfası www.ingatlan.com
Evcil Hayvanınızı Yurt Dışına Götürmek
Biz taşınma işlerini tamamen bitirdikten ve evi yerleştirdikten sonra 2 kedimizi Budapeşte’ye getirmek istedik. Çünkü evlendiğimiz zamandan da aşina olduğumuz üzere kediler ev ve eşya değişiklikleri nedeni ile çok stres yaşıyor. Kedileri emin ellere (kardeşime) bıraktık ve 1,5 ay kadar hasret çektikten sonra yavrularımızı almak üzere Türkiye’ye gittik. Hem evcil hayvanı yurtdışına çıkarma işlemleri, hem de evcil hayvanınızla uçak seyahati ile ilgili bilgiler için detaylı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Macaristan’da Diğer Resmi İşlemler
Taşındığınız ülkenin dilini bilmek, günlük hayatınızda halletmeniz gereken resmi işlemleri kolaylaştırmak için son derece önemli… Macaristan, web siteleri konusunda biraz zayıf: internette yer alan bilgiler eski, web siteleri kötü tasarımlara sahip ve dil bilseniz de aradığınızı bulmanız kolay değil. Bu nedenle bazı konularda neyi nasıl yapacağınızı sora sora öğrenmeniz gerekebiliyor. Örneğin biz Türk ehliyetlerimizi Macar ehliyetine çevirirken güncel bilgi bulmakta epey zorlanmıştık, o süreci bir yazıda anlattık. Bu tarz bilgileri sosyal medyadaki expat gruplarında da bulabilirsiniz.
Macaristan, vatandaşların ve oturum izni olanların tüm resmi işlemlerini tek bir çatı altında toplamak amacıyla, her mahalleye en az bir tane olmak üzere “kormányablak (hükümet penceresi)” adı altında kurumlar açmış. Yabancılar şubesinden oturum izninizi ve adres kartınızı aldıktan sonra, herhangi bir işleminizde yolunuz buraya düşecektir. Macaristan’a taşındıktan sonra ilk yapılması gerekenlerden biri evinize en yakın olan, dolayısı ile bağlı olduğunuz kormányablak’ı bulmak olmalı.
Aynı şekilde, oturum ve adres kartlarınızı aldıktan sonra, oturduğunuz bölgedeki aile doktorunuzu da bulmalı ve mümkünse ihtiyacınız olmadan önce bir kere ziyaret etmelisiniz. Aile doktorunuz kim olduğunu oturduğunuz bölge belediyesinin web sitesinden, sokağınızın ismine göre arayıp bulabilirsiniz.
Alıştınız mı? En Çok Neleri Özlüyorsunuz?
Bize en çok sorulan soru bu ikisi. İlkinin cevabı, evet alıştık. Bir İstanbullu dünyanın her yerine alışabilirmiş gibi hissediyoruz. 🙂 Yine Uğur açısından cevap verecek olursak, dil ve kültür gibi konularda bazen biraz zorlansa da, burada insanların rahatlığından son derece memnun. En çok özlediklerimiz, aile ve arkadaşları saymazsak, tabi ki bazı yemekler. Uğur’un gözünde üç-çeyrek kokoreç, benim gözümde çıtır simit tütüyor bazen. Ancak ilk senemizde çeşitli sebeplerle 4 kere Türkiye’ye ziyarete gittik; ailelerimiz ve arkadaşlarımız da bizi ziyarete geldi (şimdiye kadar toplamda bir 40 kişi ağırladık herhalde, İstanbul’dayken bu kadar arkadaşımız olduğunun bile farkında değilmişiz :D). Dolayısıyla çok fazla hasret çekecek bir durum da olmadı; ki mesafe olarak çok uzak olmamanın da avantajı ile uçakla olsun, araba ile olsun gitme şansımızın her zaman olduğunu düşünmek bizi rahatlatıyor.
Budapeşte’de 2 tane Türk marketi ve kasabı, bir tane de küçük bakkal gibi bir dükkan var. İhtiyaç olunca veya bir şeyleri çok özlersek bulma şansımız mevcut yani. Özellikle soğuk kış günlerinde tahin-pekmeze kolayca ulaşabilmek paha biçilemez… 🙂
Yurt Dışına Taşınacaklara Tavsiyeler
Yurt dışında yaşamak isteyen herkese, öncelikle mutlaka ve mutlaka gitmek istedikleri ülkenin dilini öğrenmeye başlamalarını hatta mümkünse ilerletmelerini tavsiye ediyoruz. “İngilizce ile hallederim” düşüncesi gideceğiniz yerde işinize yaramayabilir ve iş bulma şansınız ülkenin dilini konuşmanızla beraber mutlaka artacaktır. Henüz öğrenci olanlara ise tavsiyemiz, ellerinden geldiğince uluslararası ortamlarda, öğrenci değişim programlarında yer almaları ve geleceğe dönük yurt dışı planları varsa çok-kültürlü ortamlarda bulunarak ve çevre edinerek ufuklarını genişletmeleri.
Gitmeyi düşündüğünüz ülkeye turistik amaç haricinde ziyaret yapmış olmak, bir süre kalmak da oradaki yaşamı anlamak açısından çok faydalı olacaktır. Turist olarak en güzel yerlerini gezdiğiniz bir şehre taşınma kararı almadan önce, günlük hayatın biraz daha içerisine girmenizi tavsiye ederiz.
Taşınmaya karar verdiğiniz andan itibaren, büyük bir değişim süreci içerisine gireceğinizi unutmayın. Günlük hayattaki bazı alışkanlıklarınızı değiştirmeniz gerekebilir (örneğin çöp ayrıştırmaya alışık değilseniz, uygun şekilde atmadığınız çöpleriniz kapının önünden alınmayıp size geri dönebilir). Sık seyahat eden insanlar için uyum sürecinin daha kolay olacağını düşünüyoruz, ama mesela illa ki köyünüzün salçasının tadını arıyorsanız yurt dışında zorlanmanız da çok olası.
Biz yurt dışına taşınmayı geri dönülmez bir yol olarak görmedik; yapamazsak, sevemezsek, herhangi bir aksilik yaşarsak geri döneriz diye düşünerek kapıları kendimize açık bıraktık. Bu kısımları biraz da Uğur adına yazıyorum tabi; ben taşındığımız günden itibaren “evimde hissetmeye” başladım desem yeridir. Macaristan’da teyzem ve ailesi var, ancak Kecskemét adında başka bir şehirde yaşıyorlar ve onlara güvenerek Budapeşte’ye taşındığımızı söyleyemeyiz. Budapeşte’de ise bahsettiğim gibi okul zamanında tanıştığım birkaç Macar arkadaşımız var, ayrıca 1 yılı doldurduktan sonra buradaki Türklerle de tanışmaya başladık ve çoğunun da bizim kafa yapımıza yakın, rahat ve sakin bir hayat amaçlayan insanlar olduklarını gördük. Ülke değişimi ile yaşanabilecek yalnızlık hissini kendinize uygun hobiler ve facebook grupları bularak, çeşitli buluşma ve aktivitelere katılarak atlatabilirsiniz. Belli bir yaştan sonra çevre değiştirmek ve yeni bir hayat kurmak tabi ki kolay değil, ancak imkansız da değil…
Macaristan’da Resmi Tatiller
Macaristan’ın her sene başında takvimde belli olan dini ve resmi bayram tatilleri şu şekilde:
1 Ocak: Yeni yıl
15 Mart: 1848 Devrimi
30 Mart: Kutsal Cuma
Nisan’da bir gün: Paskalya (her sene tarihleri değişiyor)
1 Mayıs: İşçi Bayramı
Mayıs veya Haziran’da bir gün: Kutsal Ruh Günü (Paskalyadan 7 hafta sonra olduğu için her sene tarihleri değişiyor)
20 Ağustos: Macar Devleti’nin kurulduğu gün
23 Ekim: 1956 Devrimi
1 Kasım: Azizler Günü
25-26 Aralık: Noel
Macaristan’da, örneğin Salı gününe denk gelen tek günlük bayramlarda, Pazartesi de tatil edilerek “uzun hafta sonu” yapılacaksa, bu da sene başından takvime koyuluyor. Fakat tatil edilen aradaki o ekstra 1 günün yerine, genellikle bir önceki Cumartesi günü de çalışma günü olarak ilan ediliyor.

Macaristan ile İlgili İlginç ve Pratik Bilgiler
Biraz da Macaristan’da günlük hayatla ilgili bize enteresan gelen bazı detayları ve işinize yarayabilecek pratik bilgileri paylaşalım:
- Macarca’da “Szia!” kelimesi hem merhaba, hem de güle güle anlamına geliyor. Ancak Macarlar aynı şekilde “hello”yu da kullanıyor. Yani bir Macar yanınızdan ayrılırken size “Hello!” diyip el sallayıp giderse şaşırmayın. 🙂
- Macarca, evet itiraf ediyorum, kolay bir dil değil. Ama baktığınızda tamamen sessiz harften oluşuyor gibi görünen kelimelerin okunuşundaki sır, bazı seslerin 2 ve hatta 3 harften oluşması. Yani Macarca “sz” yazılınca “s” okunuyor, “zs” yazılınca “j” okunuyor gibi..
- Trafikte dönüş yapacağınız sırada karşıdan gelen size selektör yapıyorsa İstanbul alışkanlığı ile hemen sinirlenmeyin, yol veriyor demektir. 🙂
- Macarlar oldukça kuralcı insanlar olmasına rağmen, trafik kurallarına diğer Avrupa ülkeleri kadar uyulduğunu söyleyemeyiz. Yani yaya olarak karşıdan karşıya geçerken %90 ihtimalle öncelik alırsınız, ama yine de %10luk ihtimale dikkat edin.
- Budapeşte’de en sevdiğimiz şeylerden biri de kentin her daim canlı olması. Dükkanlar ve mekanlar akşam erken saatte kapanmıyor. Avrupa genelinde olduğu üzere pazar günü yürürken sokağın ıssızlığında kendi topuk sesiniz yankılanmıyor.
- Macaristan AB üyesi olmasına rağmen Euro’ya geçmemiş, hala para birimi olarak Forint kullanılıyor (ve biz Türkiye’den taşındığımızdan beri TL karşısında 2 kata yakın değer kazandı). Budapeşte’de para bozduracaksanız üzerine HUF-€ yazan para bozdurma makinelerini sakın kullanmayın, epey kazık. Akşam geç saate kadar açık döviz büroları bulunabiliyor. Ülkeye varışınızda havalimanında para bozdurmanızı da tavsiye etmiyoruz. Toplu taşıma biletinizi kartla satın alıp, şehir merkezine vardıktan sonra para bozdurabilirsiniz.
- Budapeşte’de ve Macaristan genelinde diğer şehirlerde de, şehir içinde taksi veya özel araç kullanımına acil durumlar harici hiç gerek yok. Budapeşte’de iş saatlerinde yoğun bir trafik olabiliyor; toplu taşıma ise oldukça gelişmiş ve şehrin her noktasına günün 24 saati ulaşım sağlamak mümkün. Budapeşte Ulaşım Rehberi yazımıza göz atabilirsiniz. Özel araç burada bizce yalnızca hafta sonu seyahatleri için gerekli.
- Yukarıda da bahsetmiştik; evcil hayvan besleme oranı çok yüksek olmasına rağmen Macarlar evlerini kiralarken evcil hayvan kabul etmek istemiyor.
- Toplu taşımada 80 yaşındaki nineler de dahil olmak üzere kimse koltuk sevdası ile birbirini ezmiyor. En kalabalık saatlerde bile metroda mutlaka birkaç oturak boş oluyor, yer vermek istediğiniz yaşlılar da genelde yerinizi almayı kabul etmiyor. Ancak metroya hamile birisi bindiğinde 3 kişi aynı anda kalkıp yer vermeye çalışıyor.
- Toplu taşımada Macarlar genelde çocuklarını koltuklara oturtuyor, kendileri yanında ayakta bekliyorlar. Ayrıca çocukları ile konuşurken önünde diz çökerek onunla aynı seviyede olmaya dikkat ediyorlar. Sokaklarda duyduğum kadarı ile, çocukları ile sürekli ve her konuda konuşuyorlar; sakin ve detaylı bir şekilde sorularına cevap veriyorlar.
- Macar fastfood’u diyebileceğimiz “lángos”a “Aaaaa pişi bu, pişi işte, pişi değil mi?” diye haykırmamanızı tavsiye ediyoruz. Macarca’da pişi, çiş anlamına geliyor da… 😀
- Zamanında Osmanlılar burada 150 yıl hüküm sürmüş. Macarlara bununla ilgili fikirlerini sorduğunuz zaman “o 500 yıl önceydi..” diyorlar. Türkleri sevmeme, ön yargı ile karşılama gibi bir durum yok yani. Uğur’un dediğine göre, burada geçirdiğimiz 1 yıl boyunca yabancı olduğunu gören kimse “nerelisin?” diye sormamış.
- Ortak geçmiş nedeni ile Türkçe ve Macarca’da ortak olan pek çok kelime bulunuyor.
- Macaristan’da İngilizce konuşma oranı düşük olsa da, selamlama ve giriş cümlelerinizi Macarca söylediğiniz zaman insanların yardımcı olma isteği de daha yüksek oluyor.
- Budapeşte’de, adeta Almanya’yı aratmayacak kadar çok sayıda dönerci var. Macarlar da fast-food olarak dönere çok alışmış. Ancak iyi bir dönerci bulmak kolay değil.
Son söz olarak, burada geçirdiğimiz ilk yılımız için “iyi ki gelmişiz” diyoruz ve böyle hayalleri olan herkesin, gerektiğinde kendini biraz zorlayarak da olsa, bu hayallerini gerçekleştirmesini diliyoruz. Macaristan’a taşınmak ile ilgili sorularınız ve yorumlarınız varsa, aşağıdaki kutucuktan bize ulaşabilirsiniz…


